Bu başlığı ve bir kısım cevapları dehşetle izliyorum!...

Mucitlik bazında "takdire şayan" denebilecek bu çalışmalar bence (maksat havacılıksa) günümüz havacılığında, günümüz teknolojisinde Amerika'yı yeniden keşfetmek; hem de 3 m lik ahşap bir sandalla!...
Bu aleti, kendi başına uçmak için yapan bir insanı, Wright Kardeşler'e duyduğum saygıyla selamlarım... Ancak iş, yapıp satmaya gelince "İnşallah, maşallah, Allah izin verirse, v.s." üretim politikaları beni DEHŞETE düşürüyor. Maalesef Türkiye'deki "Köşe dönmeci" zihniyetin bu sektöre de el attığını üzülerek görüyorum. (Yunus Bey'i bu söylediklerimden tenzih ederim, kendisinin can-ı gönülden havacı olduğu belli) Ancak gözden kaçan nokta, bence şudur ki; bunu da doğrudan eğitim ile alakalandırıyorum: Bilinci yerinde olan hiçbir havacı (yamaç paraşütçü, yelken kanatçı v.b.), güvenilirliği, uluslararası standartlara dayandırılmamış bir hava aracına para verip almaz ve bununla uçmaz. İşte burada ZURNA, ZIRT DİYOR. Bence bu işe kalkışacak adam, "ben bunu 10.000 ytl ye toplarım, yurtdışında 20.000 ytl ye satılıyorsa 15.000 e verir, paramı kazanırım demeden önce bu prosedürü bir araştırsın ve maliyetlerine eklesin.
Yapılamaz değildir. Yapanlar, nasıl yapmış?... Ama ben bu gün bu piyasada adı geçen firmaların, ar-ge ve teknoloji anlamında yaptıkları yatırımların ve tasarım-üretim aşamasında geçilen engebeli yolların küçümsenmemesi gereğini şiddetle savunuyorum.
Herkes durup bir daha düşünsün. Cahil cesareti, lisede fen dersinde kurbağa kesen bir adamın, "böbrek ameliyatı yaparım" demesidir. EĞİTİM ŞART. Türkiye, hiç bir konuda eğitime gereken önemi vermediği için bu gün üçüncü dünya ülkesi...
Kazasız uçuşlar.............