Merhaba Arkadaşlar
Geçenlerde bir öğretmen arkadaşım dergi çıkarttıklarını ve bu dergiye uçmakla ilgili bir yazı hazırlamamı rica etti. Bende hasbel kader bir yazı yazdım yayınladılarmı bilmiyorum ama bu yazıyı sizinle paylaşmak istedim.
Uçma ayrıcalığına sahip olan arkadaşların uçarken neler hissettiklerini merak ediyorum paylaşırsanız sevinirim..
BİR SEVDA HİKÂYESİ UÇMAK
İnsanoğlunun uçma serüvenin tarihi bilinmektedir ama uçma sevdasının tarihi bilinmemektedir. Evet, bu bir sevdadır hem de çok güçlü bir sevdadır. Bunu ancak uçmaya sevdalananlar bilir. İnsanoğlunun uçma sevdasının altında ne askeri ve siyasi kaygılar nede bir yerden başka bir yere daha çabuk gitme ihtiyacı vardır. Bu arzunun altında saf uçma sevdası vardır. İnsanoğlu uçmaya uçmanın nasıl bir duygu olduğunu bilmeden sevdalanmıştır. Bu duygu öylesine güçlüdür ki birçok insan bu uğurda canından olmuştur ama gene de vazgeçmemiştir.
Çocukluğumda bana büyüyünce ne olacağımı sorduklarında hiç düşünmeden pilot olacağım derdim ve bu söylemim hiç değişmedi o zamanlarda bunun sebebini bilmiyordum pilot nasıl olunur, pilotlar uçmanın dışında ne iş yapar hiçbir fikrim yoktu zaten umurumda da değildi bana göre pilotlar uçardı sadece uçar gerisinin bir önemi yoktu benim için. Meslek lisesi birinci sınıfta iken sınıf öğretmenimiz hepimize ileride ne olacağımızı sorduğunda sıranın bana gelmesini sabırsızlıkla bekledim ve sıra bana gelince de pilot olacağım hocam dedim. Hoca da bana, öyleyse yanlış okula gelmişin zira meslek lisesini bitirerek pilot olamazsın askeri okullar meslek lisesinden öğrenci almaz dediğinde Dünyam yıkılmıştı. O anki duygularımı anlatmam mümkün değil. Evet, hava harp okulu meslek lisesi öğrencilerini almıyordu yüzümdeki ifadeyi gören öğretmenim; ama üzülme eğer bu yıl başarılı olurda teknik liseye geçersen o zaman hava harp okuluna gidebilirsin dediğinde içimde yeni bir ümit doğdu o yıl derslerime öyle çalıştım ki eğer üniversiteye hazırlanırken de o kadar ders çalışsaydım şimdi Dünyaca ünlü bir bilim adamı olabilirdim herhalde. Sonunda tüm derslerimden oldukça yüksek notlar aldım ama sadece yaptığım küçük bir hatadan dolayı tarih dersinden bütünlemeye kaldım ve teknik lise müracaatlarını kaçırdım oysaki tarih hocama ne kadar çok yalvarmıştım ama o bu sevdayı anlamaktan çok uzaktı. Sonuçta ümitlerim yıkılmıştı o hocamı halen hayallerime kurşun sıkan birisi olarak görürüm. Yıllar sonra öğretmen olduğumda lise birinci sınıflara ileride ne olacaklarını soruyordum bir öğrencim sıra kendisine gelmeden fırladı ve pilot olacağım dedi hocamın bana söylediklerini ona içim burkularak söyledim ve yılsonunda o öğrencime girdiğim tüm derslerden yüz verdim.
Tüm bu olumsuzluklar beni yıldırmadı hep şöyle dedim bir gün mutlaka..
Nasıl olacağını hiçbir zaman bilemedim soranlara söyleyeceğim bir planım yoktu son ana kadarda olmadı ama hep dedim ki bir gün mutlaka kendi başıma özgürce uçacağım. Bu hayalim gerçekleştiği gün hiç şüphesiz hayatımın en mutlu günlerinden biriydi.
Uçmak nasıl bir duygu biraz bundan bahsetmek istiyorum. Öncelikle şunu söyleyeyim bir yolcu uçağına binmek kesinlikle uçmak değildir sadece uçarak seyahat etmektir. En ideali hiçbir alet kullanmadan uçmaktır elbette böyle bir şey mümkün değil o zaman mümkün olduğu kadar basit ve az karmaşık bir aletle uçmak en iyisidir. Bir tepenin ucuna geldiğinizde ve kanadınızı omzunuza aldığınızda rüzgâr yüzünüzü tatlı tatlı yalamaya başlar kanadınızın aero dinamik yapısından dolayı kanat omzunuz da olmasına rağmen ağırlığını hissetmezsiniz hatta eğer rüzgâr biraz kuvvetliyse sizin ağırlığınızın da yarısını bacaklarınızdan alır bacak kolonlarının sizi yukarı doğru çektiğini hissedersiniz. İleri doğru birkaç adım atar atmaz yerden kesilirsiniz. Rüzgâr artık yüzünüzü tatlı tatlı yalamıyordur. Rüzgârın sesini duyar gücünü hissedersiniz. Evet, artık uçuyorsunuzdur o an kafanızda hiçbir şey kalmamıştır tüm dertler sıkıntılar aşağıda kalmıştır arkanızdan yetişememiştir sizinle birlikte uçamamıştır. Birkaç saatlik uçuşun sonunda vücudunuz yorulmuştur ama zihniniz çok ama çok dinlenmiştir. İstemeseniz de bir müddet sürekli gülersiniz. Gökyüzü kesinlikle farklı bir dünyadır orada üstünlükler farklıdır kuşlar özellikle yırtıcı kuşlar asla sizden korkmaz sizi kendilerinden birisi olarak görürler sanki kanatlarını kanatlarınıza değdirircesine yanınıza sokulurlar Allah’ın onlara verdiği kaldırıcı hava akımlarını hissetme yeteneklerinden sizi cömertçe faydalandırırlar. Bir tarafa dönmek isterseniz sadece o tarafa doğru vücudunuzu kaydırırsınız bu uçma duygusunu perçinler. Aşağılara bakarsınız her şeyin küçüldüğünü görürsünüz sahip olmak için insanların birbirilerini boğazladığı evlerin, arabaların ve tarlaların aslında ne kadar küçük şeyler olduğunu görürsünüz. İrtifanız bin metreye ulaştığında üşürsünüz yaz ortasında ayaza tutulursunuz havanın inceldiğini hissedersiniz o irtifada hava o kadar temiz ve yumuşaktır ki bunu ciğerlerinizde hissedersiniz. Bazen sakin sakin uçarken biraz heyecan ararsınız yapmanız gereken şey çok basittir. Alt kumanda borusunu kendinize doğru çekersiniz ilk başlarda bir şey olmuyormuş gibi gelir daha da çekersiniz kanat size karşı koymaya başlar ama gene bir şey hissetmezsiniz sadece kulaklarınızı yalayan rüzgarın sesi oldukça artmıştır bunun sebebi hızınızın çok armış olmasıdır ama havada hızı gösteren bir referans noktası olmadığı için hızı hissedemezsiniz sadece rüzgarın sesinden ve kanadınızın hassaslaşmasından anlarsınız. Ve bir müddet sonra kanat huysuzlaşmaya başlar sanki huysuz bir beygir gibi hareket etmeye başlar anlarsınız ki kanadınızın üst hız sınırına gelmişinizdir. Kumanda borusunu tatlı ama hızlı bir şekilde ileri ittiğiniz anda sanki lunaparkta gondola binmişiniz gibi içiniz boşalır vücudunuz kasılır. Bir anda 30-40m irtifa almışınızdır ve kanat tepe noktaya ulaştığında her şey bir anda durur rüzgâr sesi kesilir bunun anlamı artık hızınız sıfır noktasına gelmiş olmasıdır. Bu noktada ancak yarım saniye kalabilirsiniz sonra kanat aniden burnunu neredeyse 90 derece aşağıya çevirir tabiî ki sizde balıklama pozisyonuna gelirsiniz ve rüzgâr sesi aniden patlar gene hızlanmışınızdır tüm bunlar birkaç saniye içinde gerçekleşir. Eğer irtifanız yeterliyse bu hareketi ve daha nicelerini defalarca tekrarlayabilirsiniz. Tüm bunları yaparken lunaparkta gondola binmiş birine göre daha emniyette olduğunuzu garanti edebilirim. Bezende bunun tam tersi olur. Uçarken birden her yeri sis kaplar soğuk bir kış gününde sisli bir havada bisiklete biniyormuşuz gibi olur. Bunun sebebi bir bulutun içine girmiş olmanızdır yapılacak şey basittir kumanda borusunu kendine çek rüzgâr sesi artınca bu sefer yavaş yavaş ileri it işte buluttan çıktın. Aşağıdaki parsel parsel olmuş yeryüzünü görebilirsin. İnanın anlatmak istediklerimin yarısını bile anlatamıyorum çünkü bazı duygular anlatılmaz yaşanır.
SAĞLICAKLA KALIN
Bir Sevda Hikayesi, Uçmak!
Moderatör: Moderatör Ekibi
