kemal35 yazdı:Bilgisizliğimin bağışlanması arzusu ile birşey sormak isterim.
genç havada paramotoru ve kanadı ile uçan birini görüyor ve o an içinde tutuşan ateşin verdiği sıcaklıkla bende uçmalıyım bu harika bir şey deyip soluğu bir kulüpte alıyor...
Kemal bey sorunuzu "E bu adam nasıl başlayacak, ne tür zorluklarla karşılaşacak" diye algılamak, işleyişi özellikle bana ve belki size, aslında değişik ölçülerde hepimize biraz karışık gelen havacılık camiamız için birşeyler (ama epey uzun) yazmak istedim. Ama sizin özelinizde yazıyorum ki kimse üzerine alınmasın:)
Bir örnek görüp, paramotorla veya değil uçmak için bir istek duydunuz; bu iş için en yakın seçeneğin paramotor olduğuna karar verip, şartlarınıza göre bir çözüm üretip bu yola çıktınız. Bu ilk adımdı ve (siz) geçtiniz. Bu ilk adımda bana göre “Yola çıkmaya karar verme” sorumluluğu sizin, yola “Uygun donanım ve bilgiyle çıkarılma” sorumluluğu eğitmenindir. Çıkılan yol havacılık olunca beklentiler değişir; her top oynayanın futbolcu, derede çimenin yüzücü, otobüse yetişmek için koşanın sprinter olması beklenmezken, kendi başına uçabilen herkesin pilot olup, kurallara hakimiyet ve riayetinin sorgulanmayacak kadar doğru olması beklenir. Peki bu mümkün müdür? Aslında değildir. Ama beklenir niye? Çünkü; bahçenizde bile uçsanız ayaklarınız yerden kesilince Genel Hava Sahasını kullanmaya başlamışsınızdır, diye düşünülür.
Aslında buraya kadar olan tartışmalar bizim yola çıkışımızı ilgilendiren, yola çıkmadan hangi yöntemle en iyi şekilde donanırız gibi bir tartışma, bana göre…
Peki “Yolculuğa çıktığımız bu yol hangi kurum ve kurallarla yönetilir? Benim kafamı biraz karıştırıyor” derseniz haklısınızdır çünkü benim de kafamı da karıştırıyor…. İşe yararsa eğer bugüne kadar yanlış-doğru hasbelkader öğrendiğim bilgilerin bir kısmını dilim döndüğünce anlatmak isterim:
-Uçmak veya bir şeyler uçurmak için kullandığımız gökyüzü aslında; hız, boyut, amaç vb farklılıklar gösteren bir sürü hava aracının paylaşmak zorunda olduğu Kontrolsüz bir Genel Hava Sahasıdır. Bu sahada öncelikli söz sahipleri bizde Hava Taşımacılığı ve Askeri Faaliyetlerdir ama Genel Havacılığın iyi olduğu ülkelerde genellikle tersidir.
-Askeri ve Ticari Havacılık gibi kamusal önceliklerle yapılan havacılık türleri haricinde, bir yolcu uçağını kişisel zevkiniz için uçurmaktan modelciliğe kadar, geri kalan havacılık branşları Genel Havacılık olarak adlandırılır.
-Tüm hava branşlarının sportif-yarışma kısmısı olabilir. Sportif Havacılık bir havacılık branşı değil, branşların istenirse icra edilecek yönlerinden...bir şeydir. Ama yarışmacılık; uçakların katıldığı bazı “Hava rallileri” haricinde, daha çok; paraşüt, YP, planör, delta kanat, modelcilik gibi branşlarda özünü bulur. Yine de bu araçlarla uçanların hepsinin yarışmacı olması gibi bir zorunluluğu yoktur, olması da beklenemez.
-Kontrolsüz gökyüzünün kontrollü olması istenen yerleri Kontrollü Hava Sahasına çevrilebilir. Havaalanları Kontrol Bölgeleri, Uçuş Eğitim Sahaları gibi kontrollü olması gereken yerlerin yanında, üzerinde izinsiz uçuş istenmeyen yerler, bürokratik kaygılarla Uçuşa Yasaklı Bölgeler haline getirilebilir.
-Uçmak için belli bir prosedürü olan bu kontrollü ve yasak alanlar dışında yarışmacı olmak veya keyfine uçmak için tabiî ki serbestiz.
-Peki amaçları ve yapıları değişik Genel Havacılık içindeki Hava Araçları, Kontrolsüz Gökyüzünü nasıl paylaşır? Temel kural VFR uçmaktır, yani “Görerek”. Kural olmayan uygulama da 1000 feetin altında kalıp VFR uçmaktır. 1000 feetin üzerine çıkamaz mıyız? Çıkarız tabiî ki ama bunu yaparken birilerinin bizden haberdar olması gerekir. Yoksa bizim 1000 feetin üzerine çıkmayacağımızı varsayıp yol alan IFR (aletli uçuş) hava trafiğine sürpriz yaparız, hoş olmaz... 1000 feetin altında, kontrolsüz ama yasaklı olmayan bir hava sahasında; bir yerden bir yere, uçuş izni doldurmuş yola çıkmış bir uçakla, mesela uçacağını önceden kimseye bildirmemiş paramotor kafa kafaya gelse, paramotorcu değil VFR’ı ihlal eden taraf suçludur. Yani bulut içinde oynaşıp buluttan çıktığı anda karşısında uçağı görüyorsa paramotorcu, cep telefonuna gelen mesaja bakarken son dakikada önünde paramotoru görüyorsa, uçak; VFR ihlal etmiş, demektir. Ama emin olun fatura, uçması her durumda gereksiz bulunan paramotorcuya kesilir, o ayrı:)
-Bir de uçan aracın bilinirliliğini değil, uçulan bölgenin diğer hava araçları tarafından bilinirliliğini sağlamak için uygulanan NOTAM vardır. Aslında kontrolsüz saha içinde en güzel ve en güvenli kabuğu sağlama yöntemi bence budur. Düzenli olarak bir havacılık faaliyeti yapılan mesela; Ölüdeniz, İnönü gibi bir bölge veya süreli olarak kullanılacak bir yarışma bölgesi, diğer hava araçları için bilgi olarak işaretlenir, böylece herkes bilgilenip mutluca uçar. Keşke bi sürü NOTAM lanmış Kontrolsüz Hava Alanlarımız ve Hava Parklarımız olsa biz de buralarda güvenle uçsak ama kaç adet var derseniz (benim bildiğim) “Sıfır” derim. Sorunumuz biraz bundan kaynaklanıyor, niye? Boş verin uzun bir hikaye…
Uçanların sınıfları basitçe böyle bir de bunları kontrol eden kurumlardan bahsedersek:
-SHGM
Türk Havacılığını yaptırımcı baş kurumu; Ulaştırma bakanlığına bağlı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğüdür. Geçmiş 60-70 yılda havacılığımız askeri kaygılarla yönetiliyordu. 1930-40’lı yıllarda havacılığı yöneten anlayışta “Sivil uçuculuğun gereksizliği” bile vardı derken devran değişti şimdi havacılığımız artık “Ulaştırma” kaygısıyla yönetiliyor. Genel Havacılık, sportif havacılık gibi dallar SHGM nezdinde “Birbirinizi üzmeden dışarı da oynayın çocuğum” bakış açısını bence henüz geçmedi. O yüzden SHGM bizim olduğumuz bu alan için ayak altında dolaşmadığımız sürece pek kafa yormuyor, ama onlara göre bir yaramazlık yaparsak sert bir tokat yiyebiliriz.
-Federasyon
Benim bildiğim federasyon yapıları mesela; derede çimen adamın stiliyle değil, kulvarda yarışacak yüzücünün sorunlarıyla uğraşır. Havacılıkta da bunun tersi bir durum olması gerekmiyor. Uzun yıllardır eksik olması, uzun mücadeleler sonrasında kurulmuş olması, Genel Havacılığın kurallarını tahkim etmesi gereken SHGM’nin, bunu hakkıyla yapmamış olması gibi sorunlar yüzünden; Federasyona kendi niteliğinin dışında fazlaca ümitler bağlanmasına sebep olabiliyor, hepsi bu...
-THK
Türk Hava Kurumu, havacılık için harcadığı “İyi niyet ve eforun eksikliği” eleştirilerini “Geçmişinin manasına” sığınarak duymazdan gelen ama hepimizin üzerinde emeği olan fiziki olarak çok imkanlı bir havacılık okuludur. Rivayet olarak; 100’e yakın uçucu kadrosu yanında 20-30’u asker emeklisi müdürler olmak üzere 600’e yakın büro personeli istihdam eder ki bu zengin kadronun dünyada başka bir örneği olmayabilir:)
-KENDİ KENDİNİ VAR ETMİŞ UÇUŞ OKULLARI
Bu başlık biraz YP özelinde bir şey, evet zorlama farkındayım ama bana anlaşılır geliyor diye kullanıyorum. Yukarıda ki kurumların yönetim boşluğunda son 20 yıldır öğrendiğini öğreten bunu yaparken de kendini sistemleştiren okul, dernek, kişiler aracılığıyla en yaygın havacılık branşımız olan YP’ye kavuştuk, onun bir kısmından da Paramotor türüyor. Eğitim tarafından bakarsak herkes kendi sistemini kurduğu bu ortamda tam kabul gören bir sistem yok. Federasyonun biraz bu işi görmesi ümit ediliyor ama bunu yaparken de doğal süreçtir ki kendini oluşturan ve yöneten fikirlerin ışığında sistemler çıkacak, belkide çıkmıştır.
Yani Kemal bey lafı baya çok uzattım biliyorum ama demek istediğim; gencin çıktığı bu karışık ve uzun yolda, yola-yolculuğa alışmak için yanında bilen birileri olmalı mıdır? Şanslıysa olur, eğer yoksa bu “Şansını zorlama” olur… Bu bir hoca olur, tecrübesi doğru yönlendirecek bir arkadaş veya içinde sahiplenilmiş hissedilip, yardım bulunabilecek bir grup…Yani bu gencin çevresindeki seçeneklerinizin sınırıyla ilgili. Biz İstanbul’da “Üçü bir arada” şımarıklığı yaşıyoruz. Ama mesela (sizin için söylersem) Çeşme’de bu seçeneklerin hangisine daha kolay ulaşsınız? Pek bilemiyorum. Ben lisans alıp microlight alamadığım için paramotoru tercih etmiştim, pişman değilim. Ama orda yaşayan biri olsaydım muhtemelen microlight’ı tercih eder Hakan Çetinkaya’nın kabusu olurdum:) Ama siz paramotoru seçtiğiniz için o bölgede paramotorla ilgili çevrenin gelişimini kollamak zorundasınız. Umarım biran önce sizde de bu çevre oluşur ve güvenle uçarsınız ama o zamana kadar her uçuş hevesi duyduğunuzda önce limitinizi acımasızca sorgulayıp, ince eleyip sık dokuyup sonra karar vermelisiniz.
Saygılar
