Hakan Akçalar'ın rekor alarmı düğmesine basmasıyla birlikte Antalya ekibi olarak hemen harekete geçtik. ancak çok fazla vakit olmadığı için ekipdeki çoğu kişi işini ayarlayamadı ve selahattin asmalı ile birlikte cumartesi günü uçak'la ankara'ya vardık. burda bizi antalya xc ekibinden muharrem birdoğan (mubi) karşıladı. ısparta'dan özgün güneş ve antalya ekibinin yeni üyesi sedat yarbay'da bize katılınca 5 kişilik ekip olarak ayaş'a vardık.
cumartesi günü yaptığımız uçuş pazar için antrenman niteliğinde oldu. tepeden ve arka taş ocağından nasıl koparız'ı çalıştık. ben ilk gün yurdaer abi'nin akşehirde gps'sinin kitlendiği gibi havada kitlendim

hangi yön, nerden gideyim filan derken baya bi vakit kaybettim. temelli üzerinde çok türbülanslı bir termiği dönmeye çalışırken yaklaşık bir dakika arayla iki baba fronttuck yiyince, ite bulaşacağıma çalışı dolaşayım dedim

ve termiği bırakıp başka termik aramaya koyulunca 36. km'ye patladım.
cumartesi gecesi çok stresli geçti. taa o kadar yoldan geldik. ya uçamazsak, ya tepenin dibine patlarsak, bu gibi düşünceler sürekli kafamdaydı. ama yılmayıp harita üzerinde bu sefer gideceğim istikametteki yolları dağları yer şekillerini ezberlemeye çalıştım. buna kafa yorunca bi miktar rahatladım.
pazar günü ayaş'a geldiğimizde ekip olarak daha da umutluyduk. bugün güzel birşeyler olacak düşüncesi daha ağır basıyordu. türkiye'nin baba pilotları da tepedeki yerlerini almışlardı. hava'nın patlama ihtimali olduğu için her zamankinin aksine bu sefer hızlı hareket ettik ve ana ekip'le birlikte kanatlarımızı çektik. ben huyundan suyundan birşeyler bulaşır diye kanadı basat'ın yanına serdim (uçuş sonunda işe yaradığı test edildildi

) tepe önü kısa sürede baya kalabalıklaşmıştı. ekip'in çoğu kalkışa göre sol tarafa ve ileriye doğru açıldı. ben dün termiği bulduğum yer olan sağ tarafı zorladım ve 3.5-4 arası bulduğum bi termikle hızlı bir şekilde yükselmeye başladım. grubun tepesindeydim. basat ve gin marka diye gördüğüm bir kanat da aynı termiğe geldi ve 3 kanat diğerlerine göre çok hızlı bir şekilde irtifa alarak yükseldik ve arkaya doğru 3 kanat ilk kopuşu gerçekleştirdik.
taş ocağını acayip bastırıcılar altında çok düşük bir irtifada geçebildik ve arka tarafdaki köy üzerine kendimizi attık. patlamak üzereyken ben burda bir termik buldum. biraz daha ileride termik arayan basat da hemen yanıma geldi ve beraber termiği dönmeye başladık. ancak ben termiği onun kadar verimli dönemediğim için onu yavaşlattığımı farkettim. sonuçta türkiye rekoruna oynayacağı için termiği biraz daha açıktan dönmeye başladım, büyük ihtimalle çekilse de rahat rahat yükselsem diyen basat'da bu fırsatı değerlendirerek hemen irtifa farkı attı ve üzerime çıktı

sonra onu bi daha göremedim
fabrikalar bölgesine yakın bir yere geldiğimde tekrar bir termik buldum. bu termiği kenan cifci ve fıstık yeşili delta 2 ile döndük. onlar biraz daha öne çıkarak benden yaklaşık 200 mt yüksekdeyden ileriye doğru koptular. ben ise burdaki termik bitene kadar dönmeye karar verdim ve 0.4 - 0.5 leri zorladım. bu arada onların da ileriye yaptığı atağı izleme fırsatım oldu. her iki kanat acayip bir şekilde çökerek bastırıcı içinde ilerliyorlardı. benim de bulutu terk etme vaktim gelmişti. ben biraz daha sol'dan bir rota çizerek ileri doğru açıldım. hat değiştirmek işe yaramıştı ve çok fazla çökmeden bir sonraki termiği buldum ve yaklaşık olarak 2950 mt yükseklikten ileri doğru tekrar süzülmeye başladım. ancak hiç bir kaldıcı bulamadan ve sürekli çökerek ilerledim. tam patlamak üzereyken yaklaşık olarak 50 km'lerde iniş planlaması yaparken çok küçük iik üç evden oluşan bir yerleşim yerini arkasındaki küçük tepeyi son bir şans olarak deneyeyim dedim ve kendimi tam termiğin göbeğinde buldum

bu termik beni nerdeyse patlamak üzereyken 3500 mt bulut tabanına çıkartı. muhteşem bir şeydi

artık 100+ yapıp ikinci yıldızı alabileceğime inancım çok artmıştı. yalnız termikler aşırı derecede türbülanslı ve havanın taşıyıcılığı da çok fazla değildi. yani bulut tabanı yaptıkkan sonra -2 -3 varyoyla çökerek süzülüşü gerçekleştirebiliyorduk. bu da bi türlü ohh be rahatladım diyemememe yol açıyordu. bu şekilde tırmana süzüle ilerledikten sonra 100+'ya son 500 mt geçmek bilmedi. geri saya saya zor bitirdim.
100+ yapınca hedefime ulaştığım için acayip bi rahatlama geldi. buraya kadar kafamda nerden gitsem. ne yapsam, patlarmıyım acaba gibi sorular varken ve hat belirlerken tedirginlikler yaşarken, bir anda adeta "çakralarım açıldı, 3. göz'üm ortaya çıktı"

şu bulut şurdan beslenir, şu tetikleyici çalışır, şuraya gidersem termiğin göbeğine otururum gibi tahminlerimin tamamı tuttu. bu arama tarama ve tırmanma işine o kadar konsantre olmuştum ki gps'ye baktığımda 148'inci km'de olduğumu gördüm. aradaki 50 km nasıl bitti haberim bile olmadı

150'yi yaptıktan sonra yurdaer etike ve hakan akçalar'ın indiğini telsiz anonslarıyla duydum. birbirlerini duyamadıkları için arada röle vazifesi görerek anonsları birbirlerine ilettim

hakan abi kaç km 'de oluduğumu sordu, 160 deyince tebrikler bırakma iyi uçuşlar dedi. eski rekortmenden gazı alınca yine düşük bir irtifada patlamak üzereyken pes etmeyip yerdeki bir yarığın üstünü denedim ve yine termiği bularak beni rahatlatan bir irtifaya çıktım. artık 200+ yapabilirmiyim diye düşünmeye başlamıştım. bu arada telsizden 200 yihuuuu hüloğğğ gibi acayip bi çığlık sesi geldi

meğer hüseyin afşin oral 200+ yapınca sevincini paylaşmak istemiş

ben ise burada iki stratejik hata yaptım. oruçlu olmam dolayısıyla açlık bi nebze olsa da susuzluk iyice kendini göstermeye başlamıştı, bunun da etkisi olduğunu düşünüyorum. önce bulduğum 0.3-0.4'lük bir termiği dönemedim daha sonra da rüzgar altındaki köye yönelmek yerine son anda karar değiştirip rüzgar üstündeki köye yöneldim köyün cami'sinden termik koparmı diye minare üstünde baya gezindim ama bu sefer bulamadım

süzülerek arka tarafdaki tarlaya inişimi gerçekleştirdim. çok sevinçliydim. ikinci yıldızı hedeflerken ücüncü yıldız gelmişti. dördüncüye de 14.5 km kalmıştı
inişte her zamanki gibi köylüler etrafımı çevirdi, sorular sorular derken, 8-9 yaşındaki hasan adlı çocuk abi sizin de yarışırken formula 1 formula 2 gibi sınıflarınız var mı deyince bi anda kafamda şimşek çaktı

ulan acaba dhv 2 türkiye rekoru kaç kilometreydi

hemen I PHONE 5

'imi açtım (kro)

, yp forum'a girdim ve rekorlar kronolojisine tıklayınca dhv 2 rekorunun 05.08.2006'da egemen bilge ve david selçuk erkek tarafından 183.7 km ile kırıldığını gördüm. rekoru geçmiştim

köylüler merakla ne yaptığıma bakıyordu. rekoru görünce kol kola girip kasap havasıyla halay çekmeye başladık

sağolsun köylüler garipsemeyip eşlik ettiler

süperdi
burdan rekor alarmını bizimle paylaşıp ankaraya gitmemizi sağlayan hakan akçalar'a , birimizin hevesi ve isteği kırılsa da diğerinin birbirini gaza getirdiği antalya xc takımına, meteorolojik tahminleriyle daha güzel mesafeler uçmamızı sağlayan levent önder abimize, yolculuğun başından beri bana eşlik eden selahattin asmalı'ya (kendisi mide problemi olduğu için çok güzel gittiği ilk gün uçuşunu sonlandırmak zorunda kaldı yoksa güzel bi derece de ondan gelicekti), bizi ankara'da karşılayarak hava alanından tepeye, ordan otele (benzin ücretini vermek şartıyla

) götüren ve bizi yalnız bırakmayan muharrem birdoğan'a, pazar günkü uçuşta retrive için kendinden üst rütbeli ufuk albay'ı ayarlayıp istediğiniz yere uçun gelir alırız diye bize moral motivasyon veren sedat yarbay'a ve hem telefonla hem de internetten başarımı kutlayan herkese çok teşekkür ederim.
eee o kadar uçtuk bu kadar da yazmamı çok görmeyin
200+, 250+ 'mesafelerimin de hikayelerinde buluşmak üzere, herkese iyi uçuşlar...