skydiver yazdı:
yükseklik korkusuysa tamamen ruhsal bir önyargıdır. ölme dürtüsünü, vücuda hissettirir, bi nevi önlem aldırır tırstırarak.[/b] (filiz yükseklik korkusunu çok daha detaylı anlatabilir...)
umarım skydiver
yükseklik korkusu mu, yükseklik fobisi mi? önce onu sorayım. yükseklik korkusu herkeste biraz da olsa vardır herhalde. olması da yararlıdır bence. gereksiz cesaret gösterilerinden korur insanı
yükseklik fobisini daha detaylı anlatamam, çünkü ben de detayını bilmiyorum

. ama genel olarak fobinin ne olduğunu söyleyebilirim:
fobi, bir obje ya da durum karşısında duyulan olağandışı güçlü korku ve tepkidir. ölüm, yalnızlık, karanlık gibi bir oranda hepimizi ürküten durum ya da objelere karşı da gösterilebilir; normal insanda ( ki o ben değilim

) hiçbir tepki oluşturmayan sokak, kalabalık gibi durumlara karşı da gösterilebilir. insanlarda nasıl geliştiği ile ilgili pek çok yaklaşım var. onlara hiiiç girmeyeyim. ya da kısaca şöyle özetleyeyim: pek çok fobi aslında başka bir şeye karşı duyulan yüksek kaygının yön değiştirmesi ya da başkalarını model alınarak yapılan genellemeler(hayatımızda yılan, fare, örümcek vb. ile hiç karşılaşmadığımız halde korkarız-halbuki hepsi de ne sevimlidir

) sonucu oluşuyor.
daha önce de yazdığım gibi, yükseklik fobisi hakkında detaylı bir bilgiye sahip değilim. Tek bildiğim yükseklik fobisi olan bir insan dağdan ya da büyük bir uçurumdan bakmayı bir yana bırakın, evinin balkonundan bile aşağı bakamaz.
pek çok insanda “ayyy bende……. fobisi var” deme merakı vardır. daha doğrusu bütün psikolojik bozuklukları kendimizde toplamaya meraklıyızdır

(fobi, anksiyete bozuklukları sınıfına giriyor bu arada). ben depresyondayım, ben çift kişilikliyim, panikatak var bende vs vs vs. pek çok arkadaşım bana yalvarıyor hatta “filiz, ne olursun bana tanı koy” diye(tabi bu da bir bozukluk neticede

). “bende yükseklik fobisi var” demek de çoğu zaman bunun gibi bir şey olabiliyor. ya da pek çok başka fobisi vardır. konu yükseklik olunca, “herhalde bende o fobi de vardır” diye düşündüğünden söylüyor olabilir (panofobi: yalancı fobi de denir. bir kişinin pek çok nesne ve durumdan, genellikle herhangi bir değişiklikten korkması).
bir de asıl problemi tembellik olan ama bunu “yükseklik fobisi” ile kapatmaya çalışırken bir süre sonra gerçekten yükseklik fobisi olduğuna inanmaya başlayan insanlar var

. örneğin üst geçidi kullanmak yorucu geliyordur, bu yüzden size “ben korkuyorum yüksekten” der ve kullanmazsınız üst geçidi. başka birgün muhabbet iyidir, üst geçitten geçtiğinizi bile fark etmez nedense.
bana yüksek bir yapıdan, dağdan vb. aşağıya bakmakla yamaç paraşütü ile uçarken aşağıya bakmak arasında farklar olduğu söylenmişti. yamaç paraşütü ile aşağıya bir haritaya bakar gibi bakıyorsunuz. Görüş alanınızın çok büyük olması –algılarımızı etkileyen pek çok şey gibi- yükseklik algısını etkiliyor. yüksekliğin daha azmış gibi algılanmasına neden oluyor. hele de yüksekliğinizi ölçerken baz alabileceğiniz, size yardımcı olabilecek yamaçtan da uzaklaşmışsanız, algınız daha çok değişiyor. henüz iki irtifa uçuşum var. can gül hocama ikinci uçuştan sonra uçarken ne kadar yükseklikte olduğumu kestiremediğimi söylediğimde, uçtukça bu algının geliştiğinden bahsetmişti.(not: bu paragraftaki son cümle sadece can gül ile ilgilidir. diğerleri değişik insanlardan benim harmanladıklarım. söylediklerim yanlışsa diye bunu açıklama gereği duydum

)
ben de skydiver gibi çoğunlukla kişinin "bende yükseklik fobisi var, yamaç paraşütü ile uçamam" deyişini gerçekten yükseklik fobisine sahip olmasından çok, başka nedenlere bağlıyorum yani.
pek çok nöropsikolog cesaret ve yenilik arayışı geni de denilen "D4DR" den bahsediyor. ancak o konuda da pek bilgili değilim(psikoloji çok geniş bir alan, ben ne yapayım?. zaten daha çok şey öğrenebilmek için elimden geleni yaptığıma inanıyorum

). bu genle alakalı ya da değil; birçok şeye karşı büyük bir merak ve ilgi duyan, araştırmayı ve öğrenmeyi seven, yeni deneyimlere açık, hatta yeni deneyimler peşinde koşan, gerektiğinde risk alabilen vb. insan ile bunun tam tersi olan insan ayrımına katılıyorum. öyle ki bu “tam tersi olan insan” grubundan bir arkadaşınız bırakın yamaç paraşütü, serbest paraşüt gibi sıra dışı sporları yapmayı; birçok sebze katılarak yapılan bir yemeğe değişiklik olsun diye farklı bir sebze koymuşsanız, bu yemeğin tadına bakmayı bile reddeder(yemeği ben yapmışsam başka

. o zaman
kesinlikle saygı duyarım). neleri kaçırdıklarının da çoğu zaman farkına bile varmazlar ne yazık ki

. bununla ilgili çok sevdiğim şu alıntı yeterli olur galiba:
“hayattaki en büyük tehlike hiç risk almamaktır. hiçbir şeyi göze alamayan kişi, hiçbir şeye sahip değildir ve kendisi de bir hiçtir. o, acı ve kederden kendisini koruyabilir. ama hiçbir zaman hissetmeyi, değişmeyi, büyümeyi veya sevmeyi öğrenemeyecektir. o, prangalanmış bir köledir. yalnızca risk alabilen kişi özgürdür.”
Görüşmek üzere…
filiz