Babadağa rakip olacak bir irtifaya sahip ama ne yazıkki ordan çıkış yapamadık. Rüzgar limiti ve yönü mükemmeldi ama görüş mesafesi uygun değildi. Biz de başka sefere deyip İskenderuna indik.
Tam ümidi kesmişken 1215 m rakımlı kalkış pistinin açık olduğunu görünce yeniden uçma ümidimiz canlandı. Hadi çıkalım tepeye derken Hakan'ı bekle, Deniz'in arkadaşlarını alalım derken vakit ilerledi.Tepeye çıktığımızda akşam ezanı okunuyordu.Güneş batmış “Sunset” keyfi kaçmıştı. Rüzgar sıfır demesem de arasıra 1-2 km ye çıkıp iniyordu tekrar sıfıra. Deniz'le birlikte çıkacaktık uçuşa.
Ama o ne çekişti kanadı? Akşamın alacakaranlığında drakulanın yarasaları gibi süzüldük şehrin üzerine... Aman Allahım ne manzara!... Şehrin caddelerinin rengarenk ışıkları üzerinde süzülmenin dayanılmaz hafifliği ve uçuş şehveti tüm vucudumuzu sarmış ilerlerken, zaman zaman pilot arkadaşım Denizi gözden kaybettiğim oluyordu... Rüzgarın cılız olması sebebiyle limana ineriz diye kararlaştırmışken, havanın bizi iyi taşımasıyla kendimizi tören alanının üzerinde bulduk. Önce deniz 360 lar çizerek irtifasını azaltıp indi. Anıtın sahil tarafından yaklaşıp, limana doğru "S" ler çizerek, çok yahşi bir palye ile tören alanına inmek; Talatla sahil güvenliğin Helikopter pistine inmekten güzeldi...( onu daha sonra anlatırım).
Herkese zevkli uçuşlar dilerim........
Bunlarda fotolar...
