Kalkış aşaması, rüzgar kontrolü
Gönderilme zamanı: 2 on yıl 8 ay önce (02.03.2006, 22:03)
selamlar,
ORKO'nun son yazdığı son mesajlarından birinde anlattıkları sonucu bu başlığı açmak gerek diye düşündüm. isim veriyorum çünkü ORKO alınmayan ve hatalarından ders çıkarmasını bilen bi arkadaşımız, örnek alına, ben alıyorum.
daha önce de benzer başlıklar altında söylendiği gibi, burada anlatılan / anlatılacak olanlar tamamen kişisel görüş ve deneyimler sonucu ortaya çıkmıştır; kesinlikle ders niteliğinde olmadığı gibi yanlış bilgiler de içerebilir. yetkili / lisanslı (federasyonumu istiyorum) bir yp eğitim kuruluşundan teorik ve pratik eğitim alınması zorunludur.
uçuşa geçmeden, hatta malzemeyi çantasında çıkarmadan önce dikkat etmemiz gereken en önemli hususlardan biri rüzgarın durumudur. her zaman bildiğimiz, özellikle başlangıç aşamasından itibaren dikkat ettiğimiz ise sadece rüzgarın hızıdır. rüzgarın hızı temel olarak bizim o havada kalkış yapıp yapamayacağımızı ve kanadımızın o havada ileri gidip gidemeyeceğini gösterir. çok önemlidir; kalkışımızı ve eğer kalkabilirsek uçuşumuzu etkileyecek en önemli unsurdur diyebiliriz.
ancak çoğu zaman gözardı edilen şey, rüzgarın türbülansıdır. buna darbe de deriz, havanın türbülansı da deriz. işte bizim uçuşumuzu rüzgarın hızı kadar, hatta yanlış kararlarda rüzgarın hızından daha fazla etkileyen ve zora koşan budur. peki türbülans nasıl ölçülür, ne kadar türbülans olduğunu ve hangi şartlarda uçuş yapacağımızı nerden bileceğiz?
doğadan ve çevredeki nesnelerden faydalanarak rüzgarın hızını tahmin edebiliyoruz. bayrak, ağaç, duman, vs. vs. türbülansı ise anlamak her zaman o kadar kolay olmaz. kalkış noktasına gittikten sonra bi süre oturup havayı "koklamak" gerekir. bu koklama esnasında rüzgarın hızındaki ani değişiklikler bize havanın türbülansı hakkında fikir verir. eğer rüzgar birden hızlanıyo, sonra yavaşlıyosa, bu durumda türbülans fazladır, kanat çantasında kalır. eğer "koklama" sırasında gözümüzün keseceği kadar değişimler varsa uçulabilir.
yukarıdaki paragraf, biraz tecrübe gerektirir. daha iyi yöntem, rüzgar ölçer kullanmaktır. rüzgar ölçer ile 5 dakika süreyle kesintisiz ölçüm yaparız. bu 5 dakika içinde rüzgarın hızındaki değişimleri gözleriz. eğer 4 sn. içinde hız 8 km'den fazla değişiyosa bu durumda aşırı derecede türbülans vardır, uçuş yapılmamalıdır. eğer 4 sn. içinde rüzgarın hızı 4 ile 8 km. arasında değişiyorsa, ölçüm süresi uzatılmalı, gerekirse beklenmelidir. eğer 4 sn içinde rüzgarın hızı 4 km ve altında değişiyorsa güvenle uçuş yapılabilir.
arkadaşlar ben de sizin kadar biliyorum ki, yamaç paraşütünde bu tip net sayısal ayrımlar söz konusu değildir. bölgeden bölgeye, pilottan pilota, kanattan kanada, kendimizi nası hissettiğimize kadar herşey uçuşumuzu etkiler. gün gelir türbülanslı bi havada canavar gibi uçarız, gün gelir, aynı havada kanat dahi sermeyiz. onun için "koklamak" kısmı bence(!) daha etkili bi yöntemdir.
normal şartlarda türbülansın artmasını ve azalmasını beklediğimiz saatler vardır. eğer beklenen zamanda (ör. yazın saat 12 gibi) türbülans artmıyor ise ve yine örneğin saat 3'e kadar türbülans beklenen seviyede değilse, biliniz ki o hava patlayacaktır, hazırlıklı olmak gerekir.
havanın patlaması: rüzgarın hızını (zaman zaman türbülansını da) aniden arttırması, uçulamayacak seviyeye çıkarması. sanıldığı kadar beklenmedik değildir. uçtuğunuz bölgenin yerel pilotları size bilgi vereceklerdir.
şimdilik bu kadar, aklıma geldikçe yazarım.
sevgiler.
ORKO'nun son yazdığı son mesajlarından birinde anlattıkları sonucu bu başlığı açmak gerek diye düşündüm. isim veriyorum çünkü ORKO alınmayan ve hatalarından ders çıkarmasını bilen bi arkadaşımız, örnek alına, ben alıyorum.
daha önce de benzer başlıklar altında söylendiği gibi, burada anlatılan / anlatılacak olanlar tamamen kişisel görüş ve deneyimler sonucu ortaya çıkmıştır; kesinlikle ders niteliğinde olmadığı gibi yanlış bilgiler de içerebilir. yetkili / lisanslı (federasyonumu istiyorum) bir yp eğitim kuruluşundan teorik ve pratik eğitim alınması zorunludur.
uçuşa geçmeden, hatta malzemeyi çantasında çıkarmadan önce dikkat etmemiz gereken en önemli hususlardan biri rüzgarın durumudur. her zaman bildiğimiz, özellikle başlangıç aşamasından itibaren dikkat ettiğimiz ise sadece rüzgarın hızıdır. rüzgarın hızı temel olarak bizim o havada kalkış yapıp yapamayacağımızı ve kanadımızın o havada ileri gidip gidemeyeceğini gösterir. çok önemlidir; kalkışımızı ve eğer kalkabilirsek uçuşumuzu etkileyecek en önemli unsurdur diyebiliriz.
ancak çoğu zaman gözardı edilen şey, rüzgarın türbülansıdır. buna darbe de deriz, havanın türbülansı da deriz. işte bizim uçuşumuzu rüzgarın hızı kadar, hatta yanlış kararlarda rüzgarın hızından daha fazla etkileyen ve zora koşan budur. peki türbülans nasıl ölçülür, ne kadar türbülans olduğunu ve hangi şartlarda uçuş yapacağımızı nerden bileceğiz?
doğadan ve çevredeki nesnelerden faydalanarak rüzgarın hızını tahmin edebiliyoruz. bayrak, ağaç, duman, vs. vs. türbülansı ise anlamak her zaman o kadar kolay olmaz. kalkış noktasına gittikten sonra bi süre oturup havayı "koklamak" gerekir. bu koklama esnasında rüzgarın hızındaki ani değişiklikler bize havanın türbülansı hakkında fikir verir. eğer rüzgar birden hızlanıyo, sonra yavaşlıyosa, bu durumda türbülans fazladır, kanat çantasında kalır. eğer "koklama" sırasında gözümüzün keseceği kadar değişimler varsa uçulabilir.
yukarıdaki paragraf, biraz tecrübe gerektirir. daha iyi yöntem, rüzgar ölçer kullanmaktır. rüzgar ölçer ile 5 dakika süreyle kesintisiz ölçüm yaparız. bu 5 dakika içinde rüzgarın hızındaki değişimleri gözleriz. eğer 4 sn. içinde hız 8 km'den fazla değişiyosa bu durumda aşırı derecede türbülans vardır, uçuş yapılmamalıdır. eğer 4 sn. içinde rüzgarın hızı 4 ile 8 km. arasında değişiyorsa, ölçüm süresi uzatılmalı, gerekirse beklenmelidir. eğer 4 sn içinde rüzgarın hızı 4 km ve altında değişiyorsa güvenle uçuş yapılabilir.
arkadaşlar ben de sizin kadar biliyorum ki, yamaç paraşütünde bu tip net sayısal ayrımlar söz konusu değildir. bölgeden bölgeye, pilottan pilota, kanattan kanada, kendimizi nası hissettiğimize kadar herşey uçuşumuzu etkiler. gün gelir türbülanslı bi havada canavar gibi uçarız, gün gelir, aynı havada kanat dahi sermeyiz. onun için "koklamak" kısmı bence(!) daha etkili bi yöntemdir.
normal şartlarda türbülansın artmasını ve azalmasını beklediğimiz saatler vardır. eğer beklenen zamanda (ör. yazın saat 12 gibi) türbülans artmıyor ise ve yine örneğin saat 3'e kadar türbülans beklenen seviyede değilse, biliniz ki o hava patlayacaktır, hazırlıklı olmak gerekir.
havanın patlaması: rüzgarın hızını (zaman zaman türbülansını da) aniden arttırması, uçulamayacak seviyeye çıkarması. sanıldığı kadar beklenmedik değildir. uçtuğunuz bölgenin yerel pilotları size bilgi vereceklerdir.
şimdilik bu kadar, aklıma geldikçe yazarım.
sevgiler.